Çalışma uyarıyor: Çin’in sıfır COVID politikasına son vermesi “büyük bir felaket” olur

Geçtiğimiz hafta Çin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından yayımlanan bir makaleye göre, ülke Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri tarafından benimsenen “sürü bağışıklığı” ve “açılma” politikalarını izlemiş olsaydı, COVID-19 pandemisinin Çin üzerindeki etkisi “felaket” olurdu.

Pekin’deki kitlesel COVID-19 testi, 29 Ekim 2021. (AP Photo/Andy Wong)

Raporu hazırlayan matematikçiler, şunları belirtiyor: “Çin bazı tipik Batılı ülkelerin kontrol ve önleme stratejilerini benimserse, en iyimser varsayımlara dayanan oldukça hafife alınmış bir salgın senaryosunda bile, Çin’de günlük teyit edilen yeni vakaların sayısı muhtemelen yüz binlere yükselecek ve aralarından 10.000’den fazla vaka şiddetli semptomlarla ortaya çıkacaktır.”

Buna karşılık, mevcut yaygın salgında Cumartesi günü Çin’de teyit edilen vakaların sayısı sadece 23’tü (Cuma günü ise 25).

Makale şu uyarıda bulunuyordu: “Şiddetli vakalar 2020’nin başlarında ülke çapında görülen en yüksek sayıyı 1-2 gün içinde aşar ve bu da Çin’in tıbbi sistemi üzerinde yıkıcı bir etkide bulunarak ülke içinde büyük bir felakete neden olur.”

Çin’deki toplam 127.764 teyit edilmiş vakanın ve 5.697 ölümün büyük çoğunluğu, yetkililerin 2020’nin ilk aylarında Vuhan’da sonunda başarıyla bastırılan bilinmeyen bir şiddetli solunum yolu hastalığının patlak vermesiyle boğuştuğu sırada meydana gelmişti. Daha sonraki salgınların tümü, Çin dışından enfekte olmuş kişilerin ülkeye girişinden kaynaklandı.

Matematikçiler, tahminlerini yapmak için, Çin’in referans ülkelerin politikasını izlemiş olması durumunda vaka sayılarını hesaplamak üzere iyi bilinen bir epidemiyolojik model kullandılar. Tahminler, Çin için nüfus yoğunlukları, aşı kapsamı ve aşı etkinliğinin diğer ülkelerle aynı olduğu şeklindeki ihtiyatlı varsayımlara dayanıyordu.

Hesaplanan rakamlar bu nedenle “makul bir alt sınırdır.” Çin’in daha yüksek nüfus yoğunluğu, daha düşük aşı kapsamı ve daha az etkili inaktif aşıları, vaka sayılarının daha da yüksek olması anlamına gelmektedir.

Sonuçlar sarsıcı. ABD referans ülke olarak alındığında, Çin’de günlük vaka sayısının 637.000’i geçmesi bekleniyor. Yangzhou’da yakın zamanda ortaya çıkan bir COVID-19 salgınında vakaların ağır vakalara oranının analizine dayanan makale, Çin’in ABD ile aynı politikaları izlemesi durumunda günlük ağır vaka sayılarının 22.000’den fazla olacağı sonucuna varıyor.

Diğer referans ülkeler (Birleşik Krallık, Fransa, İspanya ve İsrail) için sonuçlar da benzerdi; çok sayıda günlük vaka ve ağır vaka ortaya çıkıyordu. Birleşik Krallık ile aynı politikanın izlenmesi için en düşük tahmin yüz binlerdeydi: 275.000 günlük vaka ve yaklaşık 10.000 günlük ağır vaka.

Matematikçiler, Çin’in dünya çapında hükümetler tarafından uygulanan ve feci sonuçlar getiren “virüsle yaşama” politikasını benimsememesi gerektiği sonucuna vardılar. Bu rakamlar, Çin’in sıfır Covid stratejisini terk etme tehlikesine yönelik bir uyarı olmanın yanı sıra, neredeyse tüm diğer hükümetler tarafından benimsenen canice politikalara yönelik bir suçlama niteliğindedir.

Araştırmada ele alınan ülkeler için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre bugüne kadarki toplam vaka ve ölüm sayıları şu şekildedir:

ABD: 47 milyon 837 bin 599 vaka ve 771 bin 919 ölüm

Birleşik Krallık: 10 milyon 146 bin 919 vaka ve 144 bin 775 ölüm

Fransa: 7 milyon 388 bin 196 vaka ve 116 bin 427 ölüm

İsrail: 1 milyon 342 bin 439 vaka ve 8 bin 189 ölüm

Eğer matematikçiler tahminlerini tersinden yapmış olsalardı, yani referans ülkelerin Çin’in sıfır Covid politikasını uygulaması halinde günlük ve kümülatif vakalar ile ağır vakaları hesaplasalardı, o zaman bu beş ülkede meydana gelen bir milyondan fazla ölümün büyük çoğunluğunun gerçekleşmeyeceği görülecekti.

Bu beş ülkenin kümülatif ölü sayısının, toplam nüfusları Çin’in yarısından az olduğu için, Çin’dekinden (şu anda 5.697) daha az olmasını beklemek kesinlikle makuldür. Bu rakam Amerika Birleşik Devletleri’nde haftalık olarak aşılmaktadır.

Suç oluşturan “sürü bağışıklığı” politikasının sonuçları, kuşkusuz, Washington, Londra, Paris, Madrid ve Tel Aviv’de kapalı kapılar ardında hesaplanmış ancak hiçbir zaman kamuoyuna açıklanmamıştır. Hükümetlerin önceliği, mali ve ekonomik seçkinlerin talepleri doğrultusunda “açılmak”, yani kârı, emekçilerin yaşamlarının ve sağlığının önüne koymaktı.

Şimdi aynı hükümetler, Delta türünden daha bulaşıcı ve ölümcül görünen yeni Omicron türünün ortaya çıkışına, neden olacağı korkunç ölüm sayısına karşı aynı canice kayıtsızlıkla yanıt veriyorlar.

Dahası, Batı medyası Çin’e sıfır Covid stratejisini sona erdirmesi için baskı yapıyor. Çünkü bu strateji; birincisi, dünya ekonomisinin dayandığı Çin’in devasa imalat-ihracat endüstrilerini aksatıyor ve ikincisi, cinayete meyilli “virüsle yaşama” politikasını çok açık bir şekilde teşhir ediyor.

ABD’de ve uluslararası medyada giderek artan sayıda makale ve yorum yazısı, toplu testler ve temaslı takibinin, seyahat kısıtlamaları ve halk sağlığı kısıtlamalarının doğurduğu sıkıntılara odaklanarak sıfır Covid politikasını itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Bu makaleler, Çin’de hükümetin politikasına geniş bir halk desteği olduğunu kabul etmekle birlikte, esas olarak üst orta sınıf unsurlardan gelen sınırlı sayıda şikâyete yer veriyor. Başka makaleler de kısıtlamaların ekonomik etkisine dikkat çekiyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçtiğimiz hafta sonu, açıkça Çin’e yönelik bir eleştiride bulunarak, Güney Afrika’yı Omicron varyantını hızlı bir şekilde tespit etmesi ve “dünya için bir model olarak hizmet etmesi gereken bu bilgiyi paylaşmadaki şeffaflığı” için övdü. ABD, COVID-19’un bir Vuhan laboratuvarından çıktığı yalanını desteklemesinin yanı sıra, Çin’i sözde “şeffaflıktan yoksun” olmakla suçluyor.

Gerçekte ise, Çinli bilim insanları, hastalığa neden olan virüsü ve onun tam gen dizilimini çok hızlı bir şekilde tespit ettiler. Çinli sağlık otoriteleri, bu bilgiyi WHO’ya hızlı bir şekilde verdiler ve bu bilgi WHO’nun diğer ülkelere yaptığı uyarıların temelini oluşturdu. Hem virüsün son derece bulaşıcı ve ölümcül karakteri hem de Çin’de virüsü bastırmak için alınan önlemler, dünyanın dört bir yanındaki hükümetler tarafından çok iyi biliniyordu.

Trump yönetimi, tehlikeleri haftalarca kasten görmezden geldi ve küçümsedi, bu da virüsün ABD’de ortaya çıktıktan sonra çok hızlı yayılmasına neden oldu. Sınırlı halk sağlığı kısıtlamalarının ardından büyük şirketlerin baskısı altında bu önlemlerin kaldırılması (Biden yönetimi tarafından sürdürülen bir politika), savaş zamanı dışında eşi benzeri olmayan korkunç bir ölüm oranına yol açtı.

Blinken, Güney Afrika’nın hızlı yanıtını ve şeffaflığını överken, Biden yönetimi, dünyadaki çoğu hükümetle birlikte, yine Omicron varyantının olası sonuçlarını küçümsemeyi seçti. Afrika’nın güneyinden gelen yolculara yönelik kısıtlama dışında, gerekli halk sağlığı önlemlerinin hiçbiri alınmadı. Bu, mevcut enfeksiyon ve ölüm dalgasını daha da hızlandırabilecek bir karardır.

Loading