Stalin’e selam duran Kenyalı Stalinistler, Venezuela rejiminin Trump ile işbirliğini savunuyor

Venezuela’daki Bolivarcı rejimin ülkenin petrol rezervlerini ABD emperyalizmine teslim etmesi, uluslararası ölçekte, aralarında Komünist Parti Marksist-Kenya’nın (CPM-K) da bulunduğu Troçkizm karşıtı güçlerin maskesini düşürüyor. Partinin Genel Sekreteri Booker Omole, WSWS’nin 19 Ocak tarihli “Kenyalı Stalinist CPM-K, CIA ile görüşecek olan Delcy Rodríguez’i överken WSWS’ye saldırıyor” başlıklı makalesine histerik bir tepki verdi. Söz konusu makale, Omole’nin Venezuela rejimine verdiği desteği ifşa ediyordu.

Solda, Booker Omole, 9 Ocak'ta bir tweet ile geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez'i tebrik ediyor. Bu tweet, Rodriguez'in 15 Ocak'ta CIA Direktörü John Ratcliffe ile görüşmesinden (sağdaki fotoğraf) sadece birkaç gün önce atıldı.

Omole’nin tepkisi, siyasi açıdan kendi kendini mahkûm eden yıkıcı bir itiraf niteliğindedir. ABD’li işçiler, Minneapolis’teki kitle grevlerinde olduğu gibi Trump yönetimine karşı giderek büyüyen bir mücadeleye girişirken, Omole ısrarla Venezuela’nın geçici Devlet Başkanı Rodriguez’in Trump ile işbirliğini savunmaya devam ediyor. Bu tutumunu, Stalin’i ve onun 1939’da Nazi Almanya’sı ile Stalin-Hitler Paktı üzerinden kurduğu ittifakını, Bolivarcı rejimin de örnek alması gereken bir siyasi “gerçekçilik” modeli olarak yücelterek meşrulaştırmaya çalışıyor.

WSWS makalesinin yayımlanmasından saatler sonra Omole, X (Twitter) üzerinden telaşlı bir kampanya başlatarak “WSWS Troçkistlerinin iftira attığını” iddia etti. Omele, Rodriguez’e verdiği desteği savunurken, “ABD saldırganlığına karşı direnişi övmek CIA ile işbirliği değildir; bu anti-emperyalizmdir,” diye yazdı. Ancak savlarını iftiralar üzerine kuran WSWS değil, Omole’dir. Savunduğu rejim, Venezuela’yı emperyalizme boyun eğdirmek amacıyla CIA ile bizzat işbirliği yapmaktadır.

ABD güçlerinin Venezuela’yı istila edip Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırmasının ardından, Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez Washington’a el uzatarak bir “istikşafi diplomatik süreç” başlattı. Bolivarcı rejim, Çin tarafından satın alınan ve bir Rus tankeriyle taşınan Venezuela petrolüne el konulması için ABD Donanması ile ortak çalıştı. Trump, Rodriguez’i “müthiş bir insan” olarak övdü ve Rusya ile Çin’i devre dışı bırakmayı amaçlayan, petrol odaklı “muazzam” bir ortaklık vaat etti. Rodriguez ayrıca, Venezuela’nın petrol gelirlerinin Katar’da Washington tarafından yönetilen bir banka hesabına yatırılmasını da kabul etti.

14 Ocak’ta CPM-K, Nairobi’deki ABD büyükelçiliği önünde Kenya polisi tarafından şiddetle bastırılan bir protesto düzenledi. Emperyalizm karşıtı pozu takınmaya çalışan parti, polisin “Washington ve CIA istihbaratından aldığı talimatlarla” hareket ettiğini ilan etti. Ancak bu açıklamanın mürekkebi bile kurumadan, Rodriguez Karakas’ta bizzat CIA Direktörü John Ratcliffe ile görüşmelere başlamıştı.

Bunun üzerine Omole, emperyalist zorlamanın olduğu yerde özgür iradenin olamayacağını öne sürdü ve Rodriguez’e karşı çıktığı için WSWS’ye saldırıya geçti. Omole tweetinde şöyle yazdı: “WSWS, ABD’nin Venezuela’yı istila ettiğini, başkanını kaçırdığını, yaptırımlar uyguladığını ve deniz gücü kullandığını kabul ediyor; sonra da Venezuela özgürce hareket ediyormuş gibi davranıyor. Zorlama ile özgür seçim bir arada olamaz.”

Omole’nin son derece demoralize ve yanlış argümanı, burjuva milliyetçilerinin emperyalist saldırı karşısındaki teslimiyetini “gerçekçilik” olarak onaylamaktan başka bir şey değildir. Omole aslında, kaynaklarını yağmalamaya çalışan Trump ve Rodriguez ile karşı karşıya kalan Venezuela işçilerine, başka bir alternatif olmadığını; doğal kaynaklarının emperyalist yağmasını ve sosyal programların tasfiyesini kabullenmeleri gerektiğini söylemektedir.

Omole o günden bu yana, Rodriguez rejimi Venezuela petrolünü ve hazinesini Washington’a devretme sürecini hızlandırmasına rağmen onu savunmayı daha da ileri götürdü. 23 Ocak’ta Venezuela parlamentosu, ülkenin kamulaştırılmış petrol sektörünün özelleştirilmesine zemin hazırlayan ve ABD’nin temel bir talebini yerine getiren Hidrokarbon Yasası’nı meclisten geçirdi. Yasa, özel şirketlere petrol üretimi ve satışı üzerinde geniş yetkiler verirken, yasal anlaşmazlıkları —ABD petrol şirketlerinin kilit talebi doğrultusunda— Venezuela mahkemelerinin yetki alanından çıkarıyor. Tasarı ayrıca hükümetin alacağı payı (devir bedelini) yüzde 30 ile sınırlandırıyor.

Omole, bu açıkça yeni-sömürgeci politikaya duyduğu coşkuyu gizlemekte zorlandı. Ertesi gün attığı tweetle bu gelişmeye şöyle yanıt verdi: “Bolivarcı Devrim’i savunuyoruz çünkü Latin Amerika’da emperyalizmi nesnel olarak zayıflattı.”

Omole’nin Venezuela krizine verdiği yanıt, Kenya Stalinizminin temelini oluşturan sınıfsal dinamikleri ifşa etmektedir. CPM-K liderliği, eski sömürge ülkelerindeki işçilerin yaşam standartlarını iyileştirmeyi amaçlamamaktadır; aksine, sosyal kaynakları işçilerden çalıp emperyalist bankalara ve mahkemelere devreden önlemleri alkışlamaktadır. Onlara işçi sınıfının bağımsız, uluslararası hareketine duydukları küçük burjuva düşmanlığı yön veriyor. Bunu da Stalin’in suçlarını savunarak teorik düzlemde meşrulaştırıyorlar.

Nitekim Omole’nin, Venezuela rejiminin Amerika’nın faşist başkanıyla işbirliğini savunmadaki ısrarı, 1939 Hitler-Stalin Paktı’nın propagandasını artırmasıyla paralel ilerlemiştir.

Rodriguez’in Hidrokarbon Yasası reformlarını imzaladığı gün Omole, paktı selamlayarak Stalin’i bir “taktik ustası” olarak övdü. Bir başka X kullanıcısı bu alçakça beyana karşı çıkıp, “[Stalin’in] Nazilere kritik savaş malzemeleri göndermesi bu taktiğin neresindeydi?” diye sorduğunda, Omole Stalin-Hitler Paktı’nı savunmak için sert bir çıkış yaptı. Omole paktı “faşizmi yatıştırmak değil, yenmek için zaman kazanma taktiği” olarak övdü ve Troçkistlerin faşizme ve emperyalist savaşa karşı muhalefetine “maceracılık” diyerek saldırdı.

Omole’nin Stalin-Hitler Paktı’nı Sovyetler Birliği’ni koruyan ulusalcı bir ustalık eseri olarak sunması, aşağılık bir siyasi yalandır. Stalin-Hitler Paktı, Hitler’in askeri saldırganlığının patlama yaptığı bir dönemde Sovyetler Birliği’ndeki ve tüm dünyadaki işçilerin bilincini bulandırdı. Bu pakt, Stalin’in Kızıl Ordu’nun üst düzey komuta kademesinin çoğunu yok etmesinin ve Sovyet Marksistlerine yönelik bir siyasi soykırım olan Büyük Temizlik harekâtının hemen ardından yapıldı. Bu durum, Hitler’in Haziran 1941’deki ani saldırısı gerçekleştiğinde Sovyetler Birliği’ni Nazi istilasına karşı savunmasız ve hazırlıksız bıraktı. Sovyetler Birliği savaştan zaferle çıksa da bunun bedeli 27 milyon Sovyet yurttaşının hayatı oldu.

Omole’nin, Bolivarcı rejimin Trump ile yaptığı paktı savunurken, faşizme teslimiyetin zaman kazandırdığı şeklindeki doğru olmayan ve korkakça bahaneyle Stalin’in Hitler ile yaptığı paktı övmesi, CPM-K’nin gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Omole, tam da işçi sınıfının emperyalist savaşa ve faşizme karşı uluslararası mücadelesi için koşullar hızla olgunlaşırken, Stalin gibi soykırımcı bir lideri savunmakta ve Bolivarcı burjuva rejiminin gerici rolünü örtbas etmektedir.

Kenya ve Nijerya’dan Madagaskar ve Tanzanya’ya kadar, Afrika genelinde kitlesel genç işsizliğine, yoksulluk ücretlerine, yolsuzluğa ve polis devleti baskılarına karşı öfke patlamasıyla birlikte Z Kuşağı öncülüğünde bir protesto dalgası başlamış durumda.

ABD’de ise Trump’ın aşırı sağcı diktatörlüğüne doğrudan muhalefet eden güçlü bir sınıf mücadelesi canlanıyor. Kritik sektörlerde büyüyen bir grev dalgasıyla eş zamanlı olarak, Minneapolis’te ICE’ın polis cinayetlerine karşı kitlesel grevler patlak verdi. New York’ta 15 bin hemşire üç haftadır grevdeyken, 31 bin Kaiser Permanente işçisi geçen hafta ülke çapında greve gitti. Dahası, sözleşmeleri pazar günü sona eren 30 bin ABD petrol rafinerisi işçisi mücadeleye girmeye hazırlanıyor.

ABD’nin toplam rafinaj kapasitesinin yaklaşık üçte ikisini gerçekleştiren bu işçiler, ABD enerji altyapısının ve küresel petrol tedarik zincirinin kalbinde stratejik bir konuma sahiptir. Rodriguez’in şu anda ABD emperyalizmine devrettiği Venezuela petrolünü işleyenler onlardır.

Omole’nin Amerikan işçi sınıfı içinde gelişmekte olan ve aslında derinden düşmanlık beslediği bu harekete söyleyecek hiçbir sözü yok. Onun Stalin’in Hitler ile paktını savunmasıyla uyumlu olan acınası ve aciz tepkisi, Amerika’nın Führer bozuntusuna ahlaki çağrılarda bulunmak için bir mektup kampanyası önermekten ibaret. Omole, “Nicolás Maduro Moros ve Cilia Flores’e Özgürlük talep eden mektuplarınızı doğrudan Başkan Donald J. Trump’a gönderin” diye tweet atarak, ABD’li işçileri sınıf mücadelesinden uzaklaştırıp Demokratik Parti’ye, Kongre’ye ve emperyalist devlete yönlendirmeye çalışıyor.

Gerçekte ise olayların kendisi Troçki’nin Sürekli Devrim Teorisi’ni doğruluyor. İşçi sınıfı mücadelelerinin uluslararası yükselişi, küresel bir devrimci politikanın nesnel temelini oluşturuyor. Bolivarcı rejim ise aynı anda Omole gibi Stalinistlerin desteğiyle Trump’a teslim oluyor.

Emperyalizm çağında, emperyalist tahakküme karşı ve demokrasi uğruna mücadele burjuvaziye bırakılamaz. Geç kapitalist gelişmeye sahip ülkelerdeki burjuvazi yozlaşmıştır, emperyalizme binlerce bağla bağlıdır ve 18. yüzyıldaki büyük burjuva-demokratik devrimlerin gerçekleştirdiği ilerici görevleri yerine getirmekten acizdir. Bu görevler, işçi sınıfının devrimci hareketine düşmektedir. İşçi sınıfı iktidarı almak ve dünya ekonomisinin kaynaklarını özel kâr için değil toplumsal ihtiyaçlar için kullanılan sosyalist bir toplum inşa etmek uğruna mücadele etmelidir.

Omole’nin Stalin’i savunması ve Rodriguez’in CIA ile işbirliğine verdiği destek, her ülkede Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin şubelerinin, yani Troçkist devrimci bir önderliğin inşa edilmesinin aciliyetini vurgulamaktadır. Öte yandan Omole’nin açıklamaları, CPM-K’ye güvenecek olanları sürükleyeceği yenilgiler ve suçlar konusunda bir uyarı niteliğindedir.

3 Şubat 2026

Loading