Gazze sakini WSWS’ye konuştu: “Cehennemdeyiz”

Dünya Sosyalist Web Sitesi geçtiğimiz günlerde Gazze Şeridi’ndeki Deir el Balah’ta yaşayan Ghassan (gerçek adı değil) ile İsrail’in dokuz aydır devam eden soykırım savaşının ardından ailesinin ve yüz binlerce insanın karşı karşıya kaldığı koşullar hakkında konuştu.

Filistinliler, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanında ölen yakınlarının cenazelerinin yanında, Deyr el-Belah'taki bir hastane morgunda toplanıyor, 16 Temmuz 2024 [AP Photo/Abdel Kareem Hana]

Ghassan bombalardan zarar görmüş bir evde yaşıyor ve bu evi birden çok aileden 30’dan fazla kişiyle paylaşıyor. Bölgede güneş panellerinin ürettiği elektrik dışında elektrik yok. İnternet ve mobil veri iyi değil ancak dış dünya ile iletişim kurmak mümkün ve birçok Gazzeli, İsrail rejimi tarafından işlenen ve burjuva medyası tarafından eğer tamamen gizlenmiyorsa çok az yer verilen zulümler hakkında farkındalık yaratmak için sosyal medyayı kullanmaya devam ediyor.

Ghassan, ailesiyle birlikte geçen yılın sonlarında yüz binlerce kişiyle birlikte güneydeki Refah kentine kaçmak zorunda kaldıklarını anlattı. “Mahallemizi bombaladılar. Evimizde hasar vardı: pencerelerimiz, kapılarımız, çatımız, bazı duvarlar. Sonra ayrıldık, doğrudan Refah’a değil, önce bir Birleşmiş Milletler okuluna, sonra başka bir yere gittik, sonra da eve dönmeye çalıştık.”

İsrail başlangıçta Gazzelilere Refah’ta güvende olacaklarını söylemişti ancak bu bir yalandı: Refah defalarca bombalandı ve bu yılın başlarında istila edilerek daha öncede yerlerinden edilmiş olan yüz binlerce insan orayı terk etmeye zorlandı.

Ghassan’ın ailesi Refah’tan gelen on binlerce mülteciyle birlikte Deir el Balah’a gelmiş. Başlangıçta diğer birkaç aileyle birlikte, toplamda yaklaşık 50 kişi bir evde yaşamışlar. “Ancak bazı aileler ayrılıp kamplara gitti, diğer aileler ise evlerine döndü.” Koşullar son derece kalabalık ve sağlıksız olmaya devam ediyor, su eksikliği ve yaz sıcağı nedeniyle daha da kötüleşiyor. Hanede bazıları çok küçük olmak üzere birçok çocuk bulunuyor.

Bu çocukların yaşam koşulları hakkında konuşan Ghassan şunları söyledi: “Çocukluk yok, çünkü okul yok, bu yüzden sokaktalar, sadece evin etrafında oynuyorlar. Hepsi bu. Ateş yakmak, yemek pişirmek ve yıkanmak üzere su getirmek için odun arıyorlar. Tehlike altındalar. Güvenli bir yer yok. İsrailliler ‘bu bölge güvenli’ dese de, bu bölgenin güvenli olmadığından emin olabilirsiniz.”

Filistinliler Deyr el Balah'taki bir hastanede yakınlarının yasını tutuyor, 18 Haziran 2024 [AP Photo/Abdel Kareem Hana]

Ghassan yaşlı anne ve babasının karşılaştığı zorlukları da anlattı. “Babam iyi, herhangi bir sağlık sorunu yok ama annem hasta, kalp sorunları var. Ameliyat olmasını bekliyorduk ama yaşananlar yüzünden mümkün olmadı. Şimdi onun için çok zor çünkü ilaç lazım ve ilaç bulmak çok zor.”

Gazze’nin sağlık sistemi ve hastanelerinin büyük çoğunluğu tahrip edildiği için, “uzman tedavisi değil, acil tedavi bulursunuz. Hepatit hastalarını, kanser hastalarını hayal bile edemezsiniz. Yani durum çok zor.”

Ghassan kan bağışında bulunmak için El Aksa Şehitleri Hastanesi’ni ziyaret etmiş ve buradaki kaos ortamına tanık olmuş. “Çok ama çok yoğun ve çok gürültülü. Belki birkaç bin kişi orada.” Gazze’de hâlâ doktorlar olduğunu da ekliyor; “ama birçoğu öldürüldü ve birçoğu da hapiste.”

Yiyecek ve içme suyu bulmak günlük bir çile; her ikisi de satın alınmak zorunda ve çok pahalı. Gazze Şeridi’nde iş olmadığı için insanlar soykırım başlamadan önce biriktirdikleri para ve malzemelere güvenmek zorunda kalıyor. Dokuz ay sonra, bir miktar kaynağı olanların bile artık ya çok az şeyi ya da hiçbir şeyi kalmamış durumda.

Ghassan gıda yardımının sınırlı olduğunu belirtiyor. “UNRWA [BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı] un ve nohut, et konservesi gibi bazı konserve yiyeceklerle yardımcı oluyor.” Ghassan Dünya Gıda Programı’nın da benzer şeyler dağıttığını biliyor ama “Sadece dört ya da beş çeşit yiyecek var; sekiz ay boyunca her gün bu yiyecekleri yiyemezsiniz,” diyor.

Yardımların dağıtımı İsrail’in ablukası, yardım görevlilerini öldürmesi ve depolardan gıda çalınması nedeniyle ciddi şekilde engelleniyor. Ghassan, çaresiz ve aç insanlardan oluşan bir kalabalığın bir dağıtım kamyonunu kovalayıp yiyecek almaya çalıştığına tanık olmuş.

9 Temmuz’da bir grup Birleşmiş Milletler uzmanı bir bildiri yayımladı: “İsrail’in Filistin halkına yönelik kasıtlı ve hedefli aç bırakma politikası, bir tür soykırım şiddetidir ve Gazze’nin tamamında kıtlığa yol açmıştır.”

Çaresiz ve aç insanlar, Gazze'de bir yardım kamyonunun etrafını sarıyor.

Gazze’deki ölü sayısını 38 bin olarak göstermeye devam eden medya haberlerine cevaben -ki bu rakam aylardır sabit kaldı- Ghassan şunları söyledi: “Bana göre bu rakam en az 100 bin olacak. Bu yüzden medyaya inanmayın. Onlar [İsrail] medyayı kontrol ediyor, haberleri kontrol ediyor ve size istediklerini gösteriyorlar.”

Bu muhabir, Lancet dergisinin İsrail’in yaptığı soykırımda doğrudan ya da dolaylı olarak en az 186 bin kişinin öldürüldüğünü tahmin ettiğini ancak bu bulgunun burjuva medyası tarafından büyük ölçüde gizlendiğini belirtti.

Gazze Şeridi’nde doğup büyüyen Ghassan, “beş, altı ya da yedi savaş” yaşadığını söyledi. “Avrupa’dan bir arkadaşıma şöyle dedim: Gazze’deki savaşlar üzerine doktora yaptım.” Ghassan, İsrail’in 2008-9, 2012 ve 2014’te Gazze’ye yönelik ölümcül saldırılarına ve onlarca yıldır süren ablukanın neden olduğu aşırı yoksunluğa rağmen, şu anki soykırımla karşılaştırıldığında “7 Ekim’den önce cennette olduğumuzu söyleyebilirsiniz. Şimdi ise cehennemdeyiz,” dedi.

İsrail ordusunun Filistinli sivilleri öldürmek için kullandığı yöntemleri anlatan Ghassan şunları söyledi “Aranan birini bulduklarında etrafta kim varsa öldürüyorlar. Eğer evin içindeyse, bu evi ve bu evin etrafındaki birçok evi bombalıyorlar. Eğer onu sokakta bulurlarsa, sokağı ve yakınındaki herkesi bombalarlar. Bir kişiyi öldürmek istemiyorlar, 20 kişiyi öldürmek istiyorlar. Bizi öldürmekten zevk alıyorlar.”

İnsanlar düzenli patlamalar ve “gece-gündüz insansız hava araçlarıyla sürekli bir terör durumunda yaşıyor: her zaman, çok gürültülü, çok tehlikeli. Farklı türde insansız hava araçları kullanıyorlar: büyük, küçük, bazıları casusluk, kayıt, çekim için kullanılıyor.” Ghassan geceleri dışarı çıkmanın özellikle tehlikeli olduğunu söyledi.

Bazı insansız hava araçlarının “direnişçilerin ya da tutsakların seslerini”, “ağlayan kadınların seslerini” ve sanki bir bomba patlamış gibi dikkatli olun diye bağıran insanların seslerini dinlettiğini anlattı. “Bu insanlardan gelen bu sesleri kaydediyorlar, drona koyuyorlar ve bu dronları sokakta kullanıyorlar, insanlara dışarı çıkmaları için [tuzak kuruyorlar] ve insanlar dışarı çıktıklarında onları vuruyorlar.”

Ghassan eninde sonunda bir ateşkesin kabul edileceğini ancak insanların acılarının devam edeceğini söyledi: “Burada bazen şöyle deriz: [asıl] savaş, savaştan sonra, çünkü farklı bir hayat olacak.” Hayatta kalanlar tüm hayatlarını sıfırdan yeniden inşa etmek zorunda kalacak ve büyük miktarda para gerekecek.

Ghassan, “Hiçbir lider, hiçbir hükümet İsrail’e bu savaşı durdurması için emir verecek kadar güçlü değil,” diyerek dünya genelindeki hükümetleri sert bir dille eleştirdi. Buna Arap ve İslam ülkelerinin de dahil olduğunu açıkça belirtti. “Bizi yalnız bıraktılar, bizi seyrediyorlar. Onlar da ABD ile aynı, hiçbir farkları yok.”

Bu muhabir, Washington’ın ve onun Avrupa ile Ortadoğu’daki müttefiklerinin, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşını ve gelecekteki savaşlar için bir şablon niteliğindeki soykırım yöntemlerini tamamen desteklediklerini anlattı.

Ghassan, İsrail’deki Netanyahu rejimine karşı protesto hareketini sert bir şekilde eleştirerek şunları söyledi: “Esirlerini geri almak amacıyla bu savaşın sona ermesi için protesto ediyorlar. Bizi öldürmeyi durdurmaları için değil. Gazze’de esir olan oğullarını, annelerini, kız kardeşlerini ya da kızlarını, ailelerini almak için protesto ediyorlar. Onlar kendilerini düşünüyor, bizi düşünmüyorlar.”

WSWS muhabiri, buna yanıt olarak, protestoların karakterinin büyük ölçüde bu olduğunu kabul etti ancak İsrail’de bir korku ve sansür iklimi olduğunu ve birçok insanın Gazze’de neler olup bittiğini bilmediğini belirtti. Ayrıca savaşa ve İsrail ordusunun cinayetlerine karşı henüz küçük olan ama büyüyen ilkeli bir muhalefet de var.

Ghassan, soykırıma son verilmesi çağrısında bulunan öğrenci kampları da dahil olmak üzere küresel protestolar hakkında şunu söyledi: “Çok geç ama hiç yoktan iyidir. Dünyanın değişmeye başlaması iyi bir şey, öyle olduğunu umuyorum.”

Ghassan uluslararası kamuoyunu daha fazla harekete geçmeye çağırdı: “İnsanlığa ihtiyacımız var. Size daha fazla ihtiyacımız var, çünkü siz bizim sesimizsiniz. Bizi yalnız bırakmayın, desteğinizi kesmeyin, yaptığınız şeyi yapmaya devam edin.”

WSWS, dünyanın dört bir yanındaki emekçileri, savaşta kullanılan silahların üretimini durdurmak ve bunları İsrail’e göndermeyi reddetmek üzere grev yapmaya çağırıyor. ABD’deki Sosyalist Eşitlik Partisi, 24 Temmuz’da Washington DC’de bir protesto düzenliyor. Protestonun amacı; Netanyahu’nun savaş makinesini besleyen savaş suçlusu Joe Biden’a ve yönetimine nafile çağrılar yapmak değil, Gazze soykırımını ve dünya çapında genişleyen emperyalist savaşları durdurabilecek tek güç olan işçi sınıfının bağımsız hareketini inşa etmektir.

Loading